26 Mayıs 2016 Perşembe

Sosyal Medya ve Biz



Konu oldukça klişe ve sıradan ama bu konu hakkında yazmazsam rahat edemezdim. Teknoloji ve internet hayatımızın içine bu kadar girmişken herkesin bu konu hakkında düşüncesi var. Bu yazıyı okuyorsunuz, çok yüksek ihtimalle cebinizde bir tane akıllı telefon var. (Eğer bu telefon 6 inç civarıysa cebinize sığmaz o ayrı konu) Bu telefonun ekranına sadece iki üç tıklama ile internete çok kolay bir şekilde bağlanabilirsiniz ve sörf yapabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarınızda dolaşabilirsiniz, fotoğraf "like"layabilirsiniz. Bunu yapmak çok kolay. Peki eski zamanı düşünelim, eski diyorum ama çok eski de değil, ülkemizde özellikle doksanlı yılların sonu ile milenyumun ilk yıllarında -bir zamanlar 2000 yılına milenyum denirdi- popülerleşmeye başlamıştı ve her vatandaşın buna ulaşma imkanı yoktu. Değil cebindeki telefondan internete girebilmek, evine bir bilgisayar alıp da bu bilgisayarla, bugüne nispeten çok yavaş olan bağlantı hızlarıyla internete bağlanıp sörf yapabilmek o zamanlar lükstü. Hatta 2000'li yılların başında bilgisayar satın aldığı halde interneti sonradan bağlatan insanlar biliyorum. Telefon denilen şey deseniz zaten Nokia 3310'lar falan, ancak yılan oyunu oynayabiliyorduk. Sosyal medya diye birşey zaten yoktu, ICQ zamanını değil ama MSN Messenger zamanını yaşadım ben. Bilgisayarların ucuzlayıp yayılması, aynı doğrultuda internetin de yayılmasıyla beraber insanlarda internet alışkanlığı başladı. 2005'te Facebook'un kuruluşunu baz alacak olursam patladı gitti zaten sonrasında.
O zamanların gelişmiş zannedilen kameralı, renkli ekranlı telefonlarından Edge hızıyla internete bağlanabilmek mümkündü. SMS kampanyalarının henüz başladığı zamanlarda kontör kullanılıyordu. İki saniyeliğine internete girseniz bir sürü kontörünüzü yerdi. Bugün geldiğimiz noktaya dönecek olursak, 4.5 G denen LTE Advanced teknolojisi de ülkemize geldi, tam oldu.Zaten onun öncesinde ve şu an halen kullanmakta olduğumuz 3G teknolojisi ile akıllı telefondan internette sörf yapma, video izleme, fotoğraf paylaşma gibi şeyleri ülkemizin çoğu yerinde gayet rahat yapılabiliyor. Artık Facebook, Twitter, Instagram gibi platformlarda hesapları olmayan insanları yadırgıyoruz. Kullanmayan yok. Ben teknolojiyi oldum olası sevdim, benim hayatımı hep kolaylaştırdı. Ben her işini teknoloji kullanarak halletmeye çalışan bir insanım ama yediğim yemeğin fotoğrafını çekip Instagram'a yükleyip onun için bir de beğeni almak hiç aklıma gelmezdi doğrusu.
Harika bir tüketim toplumuyuz, ABD, Kore malı ürünleri en çok talep eden ülkelerde başı biz çekiyoruz. Dünyayı ele geçiren bu ürünleri üreten ülkelerden biri de biz olsaydık olumlu ekonomik sonuçları saymakla bitmezdi.
İlk çıkan akıllı telefon bizde olsun istiyoruz, ihtiyacımız olmasa bile tablet alıyoruz, Macbook alıp da nasıl kullanılacağını bilmeyen insanımız dolu. Fotoğraflar anı olsun diye değil sosyal medyada beğeni alsın diye çekiliyor artık. Arkadaş buluşmalarında sohbetler tıkanıyor, herkes elini akıllı telefonuna götürüyor. Olumsuz psikolojik etkileri de cabası.
İnternette -evet yine internet- sadece küçük bir araştırmayla ulaşabileceğiniz çok ilginç durumlar mevcut. Sosyal medya, bilgisayar, oyun gibi bağımlılıkları yüzünden evliliği bitme noktasına gelmiş insanlar var. Facebook'a girmeden duramadığı için sınavına çalışamayan insanlar var. Bütün gününü ekran başında geçiren insanlar var. Bütün bunları sırf internet bağımlısı oldukları için yapıyorlar bu arada, işi bilgisayar ve internetle olan insanı kastetmiyorum elbette.
Sırf havası olsun diye üst segment akıllı cihazlar kullanan insanlar var. Gerçekten şu soruyu kendimize bir soralım: bir insanı sadece kullandığı telefon yüzünden havalı bulabilir misiniz? Ben bulmazdım şahsen. Artık dizüstü bilgisayarların yüzüne bakan bile yok ki o konu hakkında başka bir yazı yazmayı düşünüyorum. Gündem internet ve insan olunca içerik çok. TUİK'in bilişim teknolojileri kullanım alışkanlıkları ile ilgili yaptığı istatik için tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder